Temettuat Kayıtlarına Göre Kent Merkezi Nüfusu
Osmanlı Devleti sayım geleneği olan medeniyetlerin kesiştiği bir bölgede kurulmuştur.Bununla beraber 1830'lara kadar, Osmanlı demografi araştırmalarında sağlıklı biçimde dayanabileceğimiz koleksiyonlar bulunmamaktadır.161Ancak 15- 16. yüzyıllarda yapılan nüfus ve arazi sayımlarının sonuçlarım içeren ve tapu tahrirleri olarak bilinen tapu tahrir defterleri, 19. yüzyıl ortalarında yapılan ve temettuat kayıtlan olarak bilinen emlak, arazi ve temettuat tahrir defterleri ve ilk dönemlerden beri tutulan tereke kayıtları adı verilen tarihi malzemelerden çıkarılan sonuçlar sayımlara esas olacak aile ya da hâne kavramının çerçevesini anlamamızda önemli veriler içermektedir.163 Hâne ile bir ailenin mi yoksa avânz kelimesiyle nitelendirilen bir vergi kümesinin mi kast edildiği konusunda değişik fikirler ileri sürülmüştür. Hâne sahipleri XVI. asırdan sonra birer vergi ünitesi olarak kabul edilmiştir. Bazılarına göre hâne ifadesi sadece avânzhânesine işaret etmekte ve avânzdan muaf olan kişiler de bu rakama dahil edilmektedir. Bazen münferid muaf grupların hepsi bazen de pirifani grubu dışında kalanlar "hakiki hâne" olarak kabul edilmiştir.

Akçakoca merkez nüfusu, 1260-61 / 1844- 45 yıllarım kapsayan temettü sayımlarında Kerâmeddîn Dîvânı'na bağlı 300 Müslüman hâneden oluşmaktadır. Bu verilere göre kent nüfusunun 1500 civarında olduğu söylenebilir.

Görüleceği üzere 18. yüzyıl başlarındaki ortalama Akçakoca nüfusu 1232 kişiye tekâbül ederken 126 yıl sonra sadece Akçakoca kent merkezi nüfusu ortalama 1500 kişidir.

verilen tarihi malzemelerden çıkarılan sonuçlar sayımlara esas olacak aile ya da hâne kavramının çerçevesini anlamamızda önemli veriler içermektedir.163 Hâne ile bir ailenin mi yoksa avânz kelimesiyle nitelendirilen bir vergi kümesinin mi kast edildiği konusunda değişik fikirler ileri sürülmüş¬tür. Hâne sahipleri XVI. asırdan sonra birer vergi ünitesi olarak kabul edilmiştir. Bazılarına göre hâne ifadesi sadece avânzhânesine işaret etmekte ve avânzdan muaf olan kişiler de bu rakama dahil edilmektedir. Bazen münferid muaf grupların hepsi bazen de pirifani grubu dışında kalanlar "hakiki hâne" olarak kabul edilmiştir.

Akçakoca merkez nüfusu, 1260-61 / 1844- 45 yıllarım kapsayan temettü sayımlarında Kerâmeddîn Dîvânı'na bağlı 300 Müslüman hâneden oluşmaktadır. Bu verilere göre kent nüfusunun 1500 civarında olduğu söylenebilir.

Görüleceği üzere 18. yüzyıl başlarındaki ortalama Akçakoca nüfusu 1232 kişiye tekâbül ederken 126 yıl sonra sadece Akçakoca kent merkezi nüfusu ortalama 1500 kişidir.

Temettuat Verilerine Göre Kent Merkezi

Yerleşim Birimleri Hâne Adedi Nüfusu
Kerâmeddîn Dîvânı Hacı Yusuflar Mahallesi 13166 65
Kerâmeddîn Dîvânı Kabakçılar Mahallesi 67167 335
Kerâmeddîn Dîvânı Yukarı Mahalle 39 625
Kerâmeddîn Dîvânma tabi Koçköy Köyü 125168 75
Kerâmeddîn Mahallesinden Aşağı Mahalle

45169

225
Kerâmeddîn Mahallesine tabi Kabaklı Köyü 35 175
Toplam 300 1500

 

Sâlnâmelere Göre Kent Nüfusu

1314/1896/97 yılı salname kayıtlarında Akçakoca merkez nüfusu altı yerleşim biriminde yaşayan 475 hâne ve bu hânelerde ikâmet eden 2133 kişiden meydana gelmektedir. Ortalama her hâneye 4,49 kişi düşmektedir. Bu sonuç temettuat sayımlarında her hâneyi beş kişi kabul eden tezimizi destekler niteliktedir. Merkez nüfus 54 yılda 1500 kişiden 2133 kişiye yükselmiştir.

1844 sayımında Hacı Yusuflar Mahallesi, 13 hâne ile merkezdeki en düşük yerleşim birimi iken 1896/97'de 75 hâneye yükselerek kentin ikinci büyük mahallesi durumuna yükselmiştir.

Yerleşim Birimi Hâne Adedi Nüfusu
Yukarı Kerâmeddîn Köyü 254 924
Aşağı Kerâmeddîn Köyü 38 266
Ayazlı 39 234
Hacı Yusuflar 75 310
Kabkirli ve Koçköy Mahallesi 69 399
Toplam 475 2133

Temettuat Kayıtlarına Göre Kır Nüfusu

1260-61/1844-45 yıllarını kapsayan temettuat sayımlarında Akçakoca kırsalında 7 adet dîvân tespit edilmiştir. Bu dîvânlarda 294 hânelik Müslüman bir nüfus yaşamaktadır. Bu verilere göre kır nüfusunun 1470'e tekâbül ettiği söylenebilir.

Görüleceği üzere 18. yüzyıl başlarındaki Akçakoca'nın ortalama nüfusu 1232 kişiye tekâbül ederken 126 yıl sonra sadece Akçakoca kent ve kır nüfusu ortalama 2970 kişidir.

Temettuat kayıtlarında geçen dîvânlar ve vergi hâneleri ile olası demografik durumları aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

 

Temettuat Verilerine Göre Kırsal Alanda

Yerleşim Birimi Hâne Sayısı Nüfusu
Akkaya Dîvânı 34 170
Arabacılar Dîvânı 68 340
Dadalı Dîvânı 38 190
Eftuni Dîvânı 47 235
Fakıllı Dîvânı 29 145
Karkm der tabi-i Kıramca Kilise 41 205
Tahirli Dîvânı 37 185
Toplam 294 1470

Sâlnâmelere Göre Kır Nüfusu
1314/1896/97 yılı salname kayıtlarında Akçakoca kır nüfusu yirmisekiz yerleşim biriminde yaşayan 926 hâne ve bu hanelerde ikâmet eden 5318 kişiden meydana gelmektedir. Ortalama her hâneye 5,7 kişi düşmektedir. Kır nüfusu 54 yılda 1470 kişiden 5318 kişiye yükselmiştir.

Görüleceği üzere 1718'de Akçakoca'nın ortalama nüfusu 1232 kişiye tekâbül ederken 1844'te ortalama 2970 kişiye ve 1898'de ise 5318 kişiye ulaşmıştır.

1324/1906-1907 yılı Bolu Vilayeti Salnamesine göre ise Akçakoca'nın bu dönemdeki kır-kent bağlamında toplam nüfusu 10300'dür. Bu nüfusun 6400'ü kadimden beri yerleşik olan Müslüman Türk, 1200'ü Laz, 800'ü Gürcü, 600'ü Âbâza, 200'ü Çerkeş, 1100'ü ise Trabzon muhaciri'dir.171 Burada dikkati çeken nokta Trabzon muhacirleri ve Laz nüfusun tamamının Karadenizli olmasına rağmen birbirinden ayrı sayılmasının nedeni Trabzonlu göçmenlerin laz dili konuşmamalarından kaynaklanmış olmalıdır.

 

Sâlnâmelere Göre Kırsal Alanda Nüfus l72

Köy Adı Hâne Adedi Nüfusu
Dadalı 37 223
Akkaya 63 368
Başeftun 39 234
Beyviran 50 350
Balatlı 56 325
Göktepe 28 168
Arabacı 23 130
Tahirli 45 210
Kızılcakilise (Nazımbey) 20 120
Çerkez Yukarı Köy (Hasançavuş) 15 83
Yenimeze (Uğurlu) 32 54
Davut Ağa 34 371
Hemşin 42 252
Kurugöl 18 72
Doğancılar 36 214
Aftunağzı 64 375
Aftundeğirmenyanı 27 165
Beyler 19 114
Kepenç 27 162
Kınık 16 96
Koçullu 33 192
Kalkın 21 64
Eski Meze 20 84
Milanağzı 22 132
Esma Hanım 59 295
Yenice 35 210
Gebekilisebâlâ 20 125
Döngelli 25 130
Toplam 926 5318

 

Eğitim Kurumlan ve Mekteb-i Mürebbiye
1903 Maârif Sâlnâmesine göre Akçakoca'da 39 öğrencili 1 adet rüştiye ve 50 öğrencili bir adet medrese (Çarşı Cami Medresesi) tespit edilmiştir. 1310 ve 1311 tarihli Kastamonu Vilayet salanmelerine göre rüşdiyede 35 öğrenci, 1314 tarihli Kastamonu sâlnâmesine göre ise 36 öğrenci öğrenim görmektedir. Rüşdiyenin 1310 ve 1311 yıllarında muallimi Halil Hulusi Efendi, sülüs muallimi ise Hacı Durmuş Efendidir. 1314 tarihinde Halil Hulusi Efendinin görevine devam ettiği, sülüs muallimi olarak da Hâfız Mehmed Efendi'nin görev yaptığı tespit edilmiştir.

Temettuat ve vakıf kayıtlarında bu medreseler veya burada ikâmet eden kişilere ilişkin herhangi bir veri bulunamamıştır. Ancak 1844 yılma ait vesikalarda Akçakoca'da Kabakçılar Mahallesinde 36 no.lu hâne 3 numarada ikâmet eden Amayazıcı oğlu Mehmed Ali bin Mehmed 'in biraderi Hasan'ın mekteb-i mürebbiye’de görevli olduğu yazılmıştır. Görevinin ne olduğu ve yıllık kazancına ilişkin açıklayıcı bir bilgi bulunmamaktadır. Acaba adı geçen bu kurumun, orijin olarak 1903 Maârif Sâlnâmesi'nde geçen diğer kuramlarla bir ilişkisi var mıdır? Vesikada açıklayıcı bilgi bulunmadığı için sadece kurumun adını vermekle yetiniyoruz.

Akçakoca'ya Gelen Göçmenler
Anadolu topraklarına yönelik ilk göç hareketi 1785-1800 döneminde Balkanlar, Kafkasya ve Kırım'dan yapılmıştır. Göç 1. Dünya Savaşı'na kadar artarak devam etmiş ve 1856- 1913 arasında Rusya'nın egemenliğine giren topraklardan 232 bin Kırımlı ve 755 bin Çerkez göçmen gelmiştir. Bir başka görüşe göre I. Dünya Savaşına kadar Kafkasya, Balkanlar ve Ege Adaları'ndan Anadolu'ya gelen göçmen sayısı 1 milyonun üzerindedir.

Gelen göçmenler devlet tarafından devlet ve vakıflara ait topraklara özellikle de ova tabanı ve kıyı bölgelerine yerleştirilmişlerdir. Bunlardan bazıları sıtma vs. muhtelif nedenlerle iç göç gerçekleştirmiştir. İç göç gerçekleştirenler- den bir kısmı aralarında örgütlenmek suretiyle uygun yerlerde yeni köyler kurmuş bir kısmı da kentlerin ve kasa¬baların çevrelerine yerleşerek yeni mahalleler oluşturmuşlardır. 177

Görüldüğü üzere 19. yüzyılın ikinci yansında Osmanlı Devleti'nde büyük çaplı göç hareketleri yaşandıkça göçmenlerin sevk olundukları vilayetlere birer hususi tâlimatnâme gönderilerek göçmenlerin hangi esaslar dahilinde iskan edilecekleri bildirilmiştir. 3 Mayıs 1856 tarihinde Silistre Valiliği'ne gönderilen ve Kırım göçmenlerinin iskan esaslarını belirleyen tâlimatnâmede belli hususlar açıklanmıştır. Bu tâlimatnâme bu işin ilk örneğini meydana getirmektedir.

Tâlimatnâmeye göre göçmenler;

Din ve mezheplerine bakılmaksızın kabul edilecekler,
Kesin iskan oluncaya kadar civar köy ve kazalarda geçici olarak barındırılacaklar,
Masrafları devlet tarafından karşılanacak, Kesin iskan sırasında zengin olanları evlerini kendileri yapacak, olmayanları ki devlet tarafından yaptırılacak, 
Ziraat yapacaklara imkan sağlanacak ve tohumluk verilecek, 
Muayyen bir müddet vergi tahsil edilemeyecek ve askere alınmayacaklar.178
Akçakoca'ya da muhtelif zamanlarda çeşitli nedenlerle bazı göçmenlerin geldiği tespit edilmiştir. 

Ancak Akçakoca'ya yapılan göç ile ilgili veriler yukarıda belirtilen tâlimatnâmenin her esasına uyum konusunda problemlerin yaşandığım göstermektedir.


Ekili Toprakların Analizi
Araştırma kapsamı içerisindeki bazı vesikalarda kent merkezine ait her türlü zirâi üretim geliri, ayrı ayrı belirtilmiştir.
Buna göre Akçakoca kent merkezinde 1844'te toplam 321,5 dönüm ekili alan tespit edilmiştir. Bu miktarın 61 dönümü mezru' (tarım arazisi) araziye aittir. 1845'te ise 47 dönüm hububat arazisi ekileceği kayıt altına alınmıştır.

Tarım arazilerinin 1845 yılı olası hasılatları hakkında bilgi verilmesine rağmen, bahçe ve kestane korularından 1845'te elde edilecek olası hasıla miktarı hakkında herhangi bir bilgi verilmemesi ilginçtir. Hububat arazilerinin gelecek yıldaki olası hasılatı hakkında bilgi verilmesi, devletin sebze-meyve ve kestane ağacı yetiştiriciliğinden ziyade tarımsal ürün yetiştirilmesine önem verdiğini göstermektedir.

Ekili alanların ortalama % 19'u tarım alanlarına, % 53,7'si sebze-meyve vs. bahçelerine, % 27,4'ü kestane bahçelerine aittir. Burada belirtilen tarımsal ürün alanı % 19'dan daha fazla olup, olasılıkla % 25'ler civarındadır. Çünkü kolektif ve icarla işletilen tarımsal arazilerin dönümleri belirtilmeyip sadece hasılaları verilmiştir.

1844'te ekili olan hububat arazisi 1894,5 kuruşluk iken, devlet tahsildarları 1845'te 2584 kuruşluk hububat arazisi ekileceğini kayıt altına almışlardır. Devletin ekilecek hububat alanını % 42,3 kuruş oranında fazla hesap etmesinin nedeni bölgedeki hububat ekim düzeyinin hâne sayılarıyla ters orantılı olmasından kaynaklanmış olmalıdır. Devlet böylelikle Akçakoca'nın tarımsal ürün kapasitesini artırmak için çaba sarf etmiş olsa gerektir.

Nitekim Osmanlı Devleti 19. yüzyılın başında nüfus kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kalmış ve verimli toprakların büyük bölümü, hem toprak imtiyazı düzenindeki karışıklık hem de siyasi ve askerî politika yüzünden ekilip biçilememiştir. Ayrıca özellikle Batı Avrupa'nın hızla sanayileşen ülkelerinden gıda ve hammadde talebi de yükselmiştir. Bu nedenle Osmanlı devleti bakir topraklarını tarıma açarak tahıl üretimindeki açığını gidermeye çalışmış 194 ve Akçakoca örneğinde olduğu gibi halkı tarımsal faaliyetleri artırma konusunda yönlendirmek istemiştir.

Tahıl İşletmeciliği

Dönüm Başına Yıllık Hâsılat: Verimlilik

Ormanlar ve kestane koruları ile çevrili olan Akça¬koca'da iklim şartları ile bağlantılı olarak azda olsa tahıl
ürünü yetiştirilmiştir. Hmta (buğday), şair (arpa) ve mısır bunlardandır.
Akçakoca'daki iklim şartlarmm elverişsizliği halkı nadas usulü ile ziraat yapmaya itmiştir.

Temettuat verilerinde ekili tarlalardan, bahçelerden, bağlardan ve çayırlardan elde edilen 1844 yılı gelirinin tespitinde ödenen âşar  vergisinin, bazı bölgelerde dokuz katı alınarak topraklardan elde edilen gelir olarak kaydedildiği görülmüştür.

Bu şekilde yapılan yazımlarda topraklardan elde edilen gelirler, öşür vergisi düşüldükten sonra hâne sahibine kalan ürünün değerini ifade eder. Bazı bölgelerde yapılan tahrirlerde ise ödenen âşar vergisinin on katı topraktan gelir olarak gösterilmiştir. Bu durumda gelir olarak gösterilen miktar öşür vergisini de kapsamaktadır. Buna karşılık tüm tahrirlerde tohum ve diğer üretim giderleri düşülmediğinden tespit olunan yıllık hasılat, gayri safi üretimi ifade etmektedir. Bütün bu gelirlerin 1845 yılı ile ilgili karşılıkları ise, henüz üretim gerçekleşmediğinden olası rakamlar olarak gösterilmiştir.196

Akçakoca kent merkezinde 1844 yılında dönüm miktarı belli olan sadece 61 dönüm hububat arazisi işletildiği tespit edilmiştir. Bu araziden 1758 kuruş gelir elde edilmiştir. 
19. yüzyıl Anadolu tarımında küçük ve orta işletmelerin yanı sıra büyük toprak işletmeleri de görülmektedir. 19. yüzyıl boyunca küçük toprak işletmelerinin varlığım sürdürebilmesinin nedeni, " Anadolu'da kırsal alanlarda emeğin göreli kıtlığı, toprağın ise göreli bolluğu" dur. Ekilebilir toprakların göreli bolluğu ise madalyonun öteki yüzünü oluşturmaktadır.201

Küçük üretici kesim, zirâi sosyal yapırun egemen ve belirleyici işletene tipini oluşturmuştur. Zirâi fazla üretme kapasitesinin düşüklüğü geçimlik bir ekonominin doğuşunun ana nedeni olmakla beraber, özellikle deniz taşımacılığından yararlanma imkanı bulunmadığı için taşıma işinde hayvan taşımacılığına bağımlı olan bölgelerdeki pazar imkanlarının sınırlılığı202 da üretim kapasitesini etkilemiştir.

Akçakoca'nın ise doğası gereği deniz taşımacılığından ileri düzeyde faydalanması, Akçakoca'daki üretim kapasitesinin bölgenin geçimlilik düzeyini önemli oranda etkilediğini düşündürmektedir. Zira Akçakoca'da orman alanlarının fazlalığı kereste ticaretinin hacmini önemli düzeyde artırmıştır. Bununla beraber Akçakoca'da tarımsal işletmelerin azlığı halkı, hâne içi tüketime yönelik geçimlik bir üretim yapmaya zorlamış olmalıdır. Halk küçük tarımsal işletmelerden tam karşılayamadığı ihtiyacını ulaşım imkanlarının bölgeye verdiği avantajla diğer kazalardan sağlamış olmalıdır.

19. yüzyılda hâne içi üretim yerine, ticari nitelikli tarımın geliştiği bölgelerde mevcuttur. Nitekim 19. yüzyılda ticari tarımın geliştiği ilk bölge Çukurova ve Bati Anadolu olmuştur. Mesela küçük, orta ve büyük ölçekli tarım işletmelerinin bulunduğu Uşak'ta büyük ölçekli ziraatın yapılması, İzmir'in art bölgesi olarak Avrupa ile kurmuş olduğu bağlantıdan kaynaklanmış olmalıdır.203 Yine İstanbul'da tarımsal işletmelerin yaklaşık % 23'ünün 10 dönümden küçük işletme, % 65'inin 10-50 dönüm arasındaki orta büyüklükte işletme ve % 12'sinin ise 50 dönümden fazla büyük işletme olması, İstanbul'da da ticari nitelikli tarımın geliştiğinin göstergesidir. 204 Bolu'da tahıl tarımının en fazla yapıldığı 6 kaza bulunmaktadır. Bunlar; Bolu merkez kaza, Gerede, Mudurnu, Kıbrısçık, Mengen ve Göynük'tür. Bu bölgelerdeki tahıl tarımının fazlalığı zaman zaman İstanbul'a buğday tevzii ve nakli yapılmasında da etkili olmuştur.205

Akçakoca ise tahıl tarımı bakmamdan oldukça geri planda kalmıştır. Nitekim Akçakoca kent merkezine ait temettü kayıtları incelendiğinde, kent merkezinde sadece 14 adet küçük işletme tespit edilmiştir. Ertesi yıl ise ekilmesi düşünülen tarla sayısı sadece 12'dir.

Bu veri Akçakoca'nı tarımsal alanda kısmen hâne içi tüketime yönelik, önemli ölçüde de dışarıdan tarımsal ürün temin ederek ihtiyaçlarını karşıladığını düşündürmektedir. Çünkü kent merkezinde gerek imalatı mutavassıta denen 10-50 dönüm arası orta nitelikli işletme gerekse de imalatı cesime denen 50 dönümden fazla olan büyük işletme tespit edilememesi düşüncemizi destekler niteliktedir. 
 

Bahçe işletmelerinin Büyüklüğü
Akçakoca kent merkezinde 1844 yılında, 141 adet bahçe tespit edilmiştir. Bunların tamamı küçük işletmelerdir. Tespit edilen bahçelerin küçük işletme tarzında olması, Akçakoca halkının bahçeciliği ticari gayelerden ziyade kendi ihtiyaçlarını temin için gerçekleştirdiğini akla getirmektedir.

Hâne Başına Yıllık Sebze-Meyve Üretimi
Kentte toplam 172,5 dönüm bahçe tespit edilmiş) ir. Hâne başına yıllık sebze-meyve üretimi ortalama 0,6 dönümdür. Bu oran Koçköy hariç kentin bütün mahallelerinde aşağı yukarı aynı seviyededir.
Kentin en fazla ikinci ve üçüncü sırada hânesine sahip olan Kabakçılar ve Aşağı Mahalle, hâne başına yıllık üretim bakımından, gerek tahıl gerekse de sebze üretiminde kentin en düşük oranına sahip durumdadır.

Bahçelerden Hâne Başına Elde Edilen Yıllık Gelir

Yerleşim Birimleri Hâne Sayısı Bahçe / Dönüm Hâne Başına Dönüm
Hacı Yusuflar Mahallesi 13 3,5 0,3
Kabakçılar Mahallesi 67 34 0,5
Yukarı Mahalle 125 63,5 0,5
Koçköy köyü 15 21,5 1,4
Aşağı Mahalle 45 24,5 0,5
Kabaklı Köyü 35 25,5 0,7
Toplam 300 172,5 0,6

Kestane Koruları ve Kestane Üretimi

Dönüm Başına Yıllık Hâsılat: Verimlilik
Akçakoca'da gemi yapımının ve konut sektörünün en önemli ham maddelerinden olan kestane ağacı üretimi oldukça fazladır. Bunun nedenini kestane ağacının meşeye benzer, ince dokulu, orta sertlik ve ağırlıkta bir ağaç olmasında, ağacın kolay yarılır ve esnek niteliğinde, suyu çok çeken, vida ve çiviyi iyi tutan, cila ve boyayı tutması orta derecede dayanıklı bir ağaç olmasında aramak gerekir. Bu yönüyle kestane ağacı yapı kerestesi, iskele babası ve kazığı, çit ve çit kazığı olarak çok kullanışlı olup, araba ve gemi inşaatı kullanıldığı önemli alanlardandır.209

Akçakoca kent merkezinde toplam 88 dönüm kestane korusu tespit edilmiştir. Bu koruların 1844 yılı hâsılatı 3480 kuruştur. Kestane korularına, sebze-meyve bahçelerinde olduğu gibi 1845 yılı olası hasılalar kaydedilmemesi ilginçtir. Kent merkezinde 1 dönüm kestane korusu için 40 kuruş yıllık gelir kaydedilmiştir.

 

Hayvancılık

Kent Merkezinde Bulunan Büyükbaş Hayvanlar ve Yıllık Gelirleri


Akçakoca kent merkezinde gerek hayvan adedinin az olması, gerekse de hayvanlardan elde edilen gelirin % 1 gibi küçük bir rakama tekâbül etmesi, hayvancılığın kent merkezinde önemli bir geçim kaynağı olmaktan uzak olduğunu düşündürmektedir. Nitekim kent merkezinde toplam 302 adet hayvan tespit edilmiştir. Burada dikkati çeken bir diğer nokta Akçakoca kent merkezinde küçükbaş hayvan yetiştirildiğine ilişkin en küçük bir verinin dahi olmamasıdır. Bu veri bize açıkça Akçakoca kent merkezinde küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapılmadığını göstermektedir.

Kent merkezinde 302 adet büyükbaş hayvan tespit edilmiştir.214 Bu hayvanlardan toplam 2880 kuruş yıllık gelir elde edilmiştir. Bu gelirin 2310 kuruşu (% 80,2) sağman (sağmâl) mandaya, 570 kuruşu (% 19,8) ise sağman ineğe aittir.

Kır dahil bütün Akçakoca'da sadece 1 adet yayık mandası tespit edilmiştir. Yayık mandasının özelliği gerek sağman manda gerekse sağman ineğe göre daha verimli bir hayvan olmasıdır. Çünkü 1 adet sağman mandadan yıllık 40 kuruş, sağman inekten ise yıllık 30 kuruş gelir elde edilirken 1 adet yayık mandasından yılda 250 kuruş gelir elde edilmektedir.

Vergi tespiti yapıldığı zaman büyükbaş hayvanların bir kısmının geliri olmadığı için vergi kaydedilmemiştir. Ancak hasılanın hangi yıl alınacağı tutanak haline dönüştürülmüştür. Böylelikle gelecek yıllarda vergi kaybının olmaması hedeflenmiş olmalıdır.

1 adet yayık mandasına 250 kuruş gelir kaydedilmiştir. Yayık mandasının yansı Aşağı Mahalle'den diğer yansı da Yukarı Mahalle'den birisine aittir.

10.5. Kent Merkezinde Ulaşım ve Taşıma Araçları
Gücü ile tanınan öküz dışındaki hayvanlar at, merkep, bargir ve katırdır.
Akçakoca kent merkezinde, lüks olduğunu düşündüğümüz önemli bir ulaşım ve taşıma aracı olan ata rastlanmamıştır.
Beslenmesi, fonksiyonu (taşıma, ulaşım vs.) ve fiyatı diğer hayvanlarla kıyaslandığında daha düşük olan merkep (eşek) ise 63 adet tespit edilmiştir. Merkep sahipleri 63 farklı hânedir. 63 hânenin 4'üne ait aynı zamanda bargir bulunmaktadır. Kent merkezinin kırsal alana göre daha düz olması kentlileri merkep sahibi olmaya itmiş olmalıdır.

Merkep ve merkep sahibi olmayan 2 bargir sahibi hâne beraber değerlendirildiğinde Akçakoca kent merkezinde halkın % 22'sinin ulaşım ve taşıma araçlarına sahip olduğu görülmektedir. Bu rakamlara öküz ve karasığır öküzü de (öküzün tarla sürümü dışında ulaşım ve taşıma aracı olarak kullanıldığı olasılığını düşünürsek) kattığımızda rakamlar pek değişmeyecektir. Çünkü kent merkezinde toplam 6 adet öküz tespit edilmiştir.l adet manda öküzü ile karasığır öküzünün sahibi zaten aynı zamanda merkep sahibidir.

Ulaşım ve taşıma araçlarının bu kadar az olması ve özellikle de ulaşım ve taşıma aracı olarak halkın genelde merkebi tercih etmesi Akçakoca kenti içinde kara ulaşım ve taşıması alanında ihtisaslaşmış bir meslek grubunun olmadığını düşündürmektedir. Çünkü bu hayvanlara sahip olan kişilerin (% 90 civarında) ihtisaslaşmış farklı mesleklere sahip olduğu görülmüştür.

Akçakoca'nın çevre kent ve kasabalarla ilişkisi kara ve deniz yolu ile sağlanmaktadır. Akçakoca halkı çevre kent ve kasabalarla ilişkisini genelde maliyet açısından kara taşımacılığına göre oldukça düşük ve daha az meşakkatli olan deniz taşımacılığını tercih ederek sağlamış olmalıdır. Bununla beraber Osmanlı Devleti kara taşımacılığını kolaylaştırmak için ileriki yıllarda zaman zaman bazı düzenlemelere gitmiştir.

Mesela 12 Za 1304 (2 Ağustos 1887) yılında Göynük, Akçakoca, Bartın şose yolunda yol düzenleme çalışmaları yapılmıştır.218
Yine 21 Zi'l-hicce 1333 (30 Ekim 1915) tarihinde Adapazarı, Düzce ve Akçakoca yolunun, 5,5 kilometre uzunluğunda bulunan ve şimdiye kadar ulaşımın mümkün olmadığı bataklık bir mevki olan Çatalköprüler bölümünde ikmal yapılarak ulaşımın sağlanması için Nâfia Nezâreti (Bayındırlık Bakanlığı) tarafından Dâhiliye Ne- zâreti'ne (İçişleri Bakanlığı) yazı yazılmıştır. Belirtilen mevkiin bataklık haline gelmesinin nedeni Kanlıçay ve Mudurnu derelerinden beslenen ve Çaybaşı civarı, Değirmendere, Kayalar, Çerhâne-i Sâni, Çerha, Bordan, Kanlıçay, Mesudiye ve Akyazı eşiklerinde bulunan otuz yedi adet değirmenden akan suların boydan boya ovaya yayılmasıdır. Bu nedenle "Usul ve Kavânin-i fenniye"ye göre hareket edilerek suyun bir kısmının Sakarya, bir kısmının da Mudurnu sularma aktarılması istenmiştir.219

10. 6. Arıcılık ve Kestane Balı Üreticiliği

10.6.1. Kent Merkezinde Arıcılık ve Yıllık Hasıla
19. Yüzyılda Akçakoca'da "kestane balı" arıcılığı yapıldığı düşünülmektedir. Çünkü bölgede çoğunlukla kestane ağacı yetiştiriciliği yapılmaktadır.

2. Gelir Kaynaklarının Analizi

2.1. Gelir Kaynaklarının Yıllık Analizi

Akçakoca kırsalında ekonomik yapıya ilişkin en önemli özellik tıpkı kent merkezinde olduğu gibi mesleki gelirin yüksekliğidir. Mesleki gelirin toplam gelir içerisindeki oranı kent merkezinde % 92 iken kırsal kesimde % 87'dir. Anlaşılan Akçakoca'nın hem kentli hem de köylü kesimi hayatımı ağırlık olarak yaptığı meslekle idame ettirmektedir.

Aynı dönem Göynük'ü ile ilgili yapılan araştırmada kent merkezinde yaşayan fertlerin gelir kaynaklarının % 62'si yaptıkları meslekten sağlanmasına karşın, kırsal kesimde bu oran ancak % 17'dir. Akçakoca ile civarında bulunan Göynük'teki mesleki gelir oranındaki farklılığın nedenini Göynük'ün Akçakoca'ya göre tarımsal gelir bakımından zengin olmasında aramak gerekir.221

Akçakoca'da hayvancılık ve diğer gelir kaynaklarının ise toplam hâsıla içerisindeki payı oldukça düşük seyretmiştir. Bununla beraber kent merkezinde zirâi gelirin oranı % 4 iken kırsal alanda % 9'a, kent merkezinde hayvancılığın oranı % 1 iken kırsal alanda %3'e yükselmiştir.

Değirmen, su hızarı, kahvehâne, dükkan gibi gayri menkullerin oranı ise kent merkezinde % 3 iken kırsal alanda % l'e düşmüştür.

Yerleşim Birimleri Zirai Gelir Hayvancılık Geliri Mesleki Gelir Rant Geliri Toplam
Akkaya Dîvânı 5956 1470 19505 330 27261
Arabacılar Dîvânı 4514 2735 81730 995 89974
Dadalı Dîvânı 3558,5 442 40019   44019,5
Eftuni Dîvânı 6787 2490 43230 905 53412
Fakıllı Dîvânı 3141 1045 33521 60 37767
Karkın der tabi-i Kıramca Kilise 4732,5 1190 36300   42222,5
Tahirli Dîvânı 2780 1390 48109 250 52529
Toplam 31469 10762 302414 2540 347185
Yüzdelik Dilim 9% 3% 87% 1% 100%

Kırsal Alanda Üretilen Tahılların Çeşidi ve Miktarı (Öşür Oranlarına Göre)

Ödenen öşür vergisi verilerine göre Akçakoca kent merkezinde sadece 100 kile buğday ve 10 kile arpa üretilmesine karşın, Akçakoca kırsalında 1790 kile buğday (% 77,9), 299,1 kile mısır (% 13) ve 210 kile arpa (% 9,1) üretilmiştir.

Tarımsal üretim köy bazında değerlendirildiğinde Eftuni'de % 30,7, Akkaya'da % 21,8, Fakıllı'da % 15, Karkın'da % 14,5, Arabacılar'da % 12,1, Dadalı'da % 5,4, Tahirli'de ise % 0,4 oranında gerçekleşmiştir.

Arabacılar'da 26 adet (diğer köylere göre ikinci sırada) mezru' arazi tespit edilmesine rağmen bu köyde ancak diğer köylere göre beşinci sırada ve oldukça düşük miktarda üretim gerçekleşmiştir. Yine Fakıllı, Dadalı ve Karkın'da hemen hemen birbiriyle aynı miktarda küçük işletme tespit edilmesine rağmen Fakıllı ve Karkın birbiriyle aynı oranda üretim gerçekleştirmiş buna karşın Dadalı' da % 5,4 gibi gayet düşük bir oranda üretim yapılmıştır.

Görüldüğü gibi köylerde bulunan işletme sayılan bazılarında daha fazla olmasına rağmen verim düzeyleri farklı olduğu için aynı oranlarda üretim elde edilememiştir.

 

Akçakoca Kırsalında Yıllık Tahıl üretimi (Kile Olarak)

Yerleşim Birimleri Mezru Bahçe Kestane Korusu Toplam
1260 1261 1260 1260 1260
Akkaya Dîvânı 107 120 21,5 33 161,5
Arabacılar Dîvânı 33,5 34 64,5 77 175
Dadalı Dîvânı 33 329 12 18,5 63,5
Eftuni Dîvânı 133 149 3,5 41,75 178,25
Fakıllı Dîvânı 49 35 11 9 69
Karkın der tabi-i Kıramca Kilise 48,5 70 42,75 19 110,25
Tahirli Dîvânı 8 9,5 47,25 44,5 99,75
Toplam 412 746,5 202,5 242,75 857,25

Kırsal Alanda Üretilen Tahılların Çeşidi ve Miktarı (Öşür Oranlarına Göre)

Ödenen öşür vergisi verilerine göre Akçakoca kent merkezinde sadece 100 kile buğday ve 10 kile arpa üretilmesine karşın, Akçakoca kırsalında 1790 kile buğday (% 77,9), 299,1 kile mısır (% 13) ve 210 kile arpa (% 9,1) üretilmiştir.

Tarımsal üretim köy bazında değerlendirildiğinde Eftuni'de % 30,7, Akkaya'da % 21,8, Fakıllı'da % 15, Karkın'da % 14,5, Arabacılar'da % 12,1, Dadalı'da % 5,4, Tahirli'de ise % 0,4 oranında gerçekleşmiştir.

Arabacılar' da 26 adet (diğer köylere göre ikinci sırada) mezru' arazi tespit edilmesine rağmen bu köyde ancak diğer köylere göre beşinci sırada ve oldukça düşük miktarda üretim gerçekleşmiştir. Yine Fakıllı, Dadalı ve Karkın'da hemen hemen birbiriyle aynı miktarda küçük işletme tespit edilmesine rağmen Fakıllı ve Karkın birbiriyle aynı oranda üretim gerçekleştirmiş buna karşın Dadalı' da % 5,4 gibi gayet düşük bir oranda üretim yapılmıştır.

Görüldüğü gibi köylerde bulunan işletme sayılan bazılarında daha fazla olmasına rağmen verim düzeyleri farklı olduğu için aynı oranlarda üretim elde edilememiştir.
 

Akçakoca Kırsalında Yıllık Tahıl üretimi (Kile Olarak)

Yerleşim Birimleri Buğday Arpa Mısır Toplam
Akkaya Dîvânı 362,5 80 59,1 501,6
Arabacılar Dîvânı 222,5 20 35 277,5
Dadalı Dîvânı 120 5 0 125
Eftuni Dîvânı 601,25 0 105 706,25
Fakıllı Dîvânı 270 45 30 345
Karkın der tabi-i Kıramca Kilise 213,75 60 60 333,75
Tahirli Dîvânı 0 0 10 10
Toplam 1790 210 299,1 2299,1

Bahçecilik

Dönüm Başına Yıllık Hâsılat: Verimlilik
Akçakoca kent merkezinde toplam 172,5 dönüm bahçe tespit edilmesine rağmen, kırsal alanda 202,5 dönüm bahçe tespit edilmiştir.
Kent merkezindeki bahçelerin 1844 yılı hâsılatı 6800 kuruş iken, daha fazla alanı kapsayan kırsal alandaki bahçelerden 5548 kuruş hasıla elde edilmiştir. Akçakoca kırsalında daha fazla bahçe bulunmasına rağmen daha az gelir elde edilmesi kırsal alandaki bahçelerin konumları ile ilgilidir. Kent merkezinde 1 dönüm bahçe için 40 kuruş yıllık gelir kaydedilmiştir. Buna karşın kırsal alandaki bazı bahçelere bakarsak birbirinden farklı hasıla miktarları ile karşılaşmaktayız.
Arabacılar ve Tahirli Köyü'nde bulunan bahçelerin geliri diğer yerleşim yerlerindeki bahçelerin gelirine kıyasla % 50 oranında daha düşük hesaplanmıştır. Diğer köylerde 1 dönüm bahçe geliri 40 kuruş hesaplanmışken bu iki dîvânda bu miktar 20 kuruşa tekâbül etmektedir.
Dadalı Dîvânı'nda bahçe gelirleri genelde dönüm başına 40 kuruş hesap edilmişken, bazen dönüm başma 20 ve 30 kuruş hesap edildiği de olmuştur. 
Karkın der tabi-i Kuramca Kilise'de ise 1 dönüm bahçe arazisi genelde 20, 25 ve 30 kuruş hesap edilmiştir. İstisna olarak sadece birkaç yerde 40 kuruş hesap edildiği olmuştur.
Buna göre Akçakoca kırsalında 1844 yılında dönüm başına yıllık hâsılat kent merkezinde 39,42 kuruş iken, kırsal alanda 27,39 kuruşa düşmüştür.

Kırsal Alanda Bulunan Büyükbaş Hayvanlar ve Yıllık Gelirleri
Kırsal alanda 749 adet büyükbaş hayvan tespit edilmiştir. Bunun 86'sı (% 11), sağman manda, 55'i (%7) sağman inek, 126'sı (% 17) manda öküzü, 22'si (% 3) dişi malak, 241'i (% 32) karasığır öküzü, 39'u (% 5) dana, 48' i (%6) dişi buzağı, 30'u (% 4) erkek buzağı, 23'ü (% 3) erkek malak, 53'ü (% 7) bargirdir.
Akkaya'da var olduğu tespit edilen hayvanlardan 2 dişi malak için 64 yılında hasılat, dişi buzağı için 2’si 64 yılı, 1’i 63 yılında hasılat kaydı mevcuttur. Fakıllı'da sağman ineklerden 1’ si için 62 yılında hasılat, dişi buzağılardan 2'si için ise 64 yılında hasılat alınacağı belirtilmiştir.
Tahirli'de sağman ineklerden l'inin 62,4’ünün ise 63 yılında hasılat vereceği kayıt altına alınmıştır. Ayrıca 1 dişi malağın 63 yılında hasılat vereceği belirtilmiştir. 
Karkın'daki 13 taydan 5'i erkek, 5'i dişi olarak tanımlanmıştır.
Kırsal alanda hiç merkep tespit edilememiştir.
Kent merkezinde olduğu gibi 1 adet sağman ineğin yıllık hâsılatı vesikalara 30, sağman mandanın yıllık hasılası ise 40 kuruş olarak yansımıştır.
Buna göre Akçakoca kırsalında sağman ineğin toplam yıllık hâsılatı 1095 kuruş (% 25), sağman mandanın 2902 kuruş (% 66), kısrağın ise 390 kuruş (% 9) tur.

 

Akçakoca Kırsalında Bulunan Hayvanların Sayısı (Adet)

Kırsal Alanda Kestane Balı Üretimi
Akçakoca kırsalında aşağı yukarı bütün köylerde arıcılık yapılmaktadır. Arıcılığın dolayısıyla kestane balının en fazla üretildiği yerler kestane yetiştiriciliğinin daha fazla olduğu yerlerdir.
Kestane yetiştiriciliğinin yoğun olduğu Arabacılar, Tahirli, Eftuni ve Akkaya'da bal üretimi de diğer yerlere göre daha fazladır.
Arabacılar'da ikâmet eden Bankodoz oğlu Hacı Ahmed bin Halil'e ait 70 adet kovana gelir kaydedilmemiştir.

Kırsal alanda 75 hânenin arıcılık ile uğraştığı tespit edilmiştir. Arıcılık yapan ailelerin 48'i 1000 kuruş üzeri ile 2000 kuruş arası, 16'sı ise 2000 kuruş üzeri servete sahiptir. Dolayısıyla arıcılık yapan ailelerden % 85,3'ü varlıklı bir profil çizmektedir. Arıcılığın kent merkezinde de varlıklı ailelerin uhdesinde bulunması, arıcılık mesleğinin varlıklı aileler tarafından yapıldığını göstermektedir.

Karadeniz sahilinin önemli bir iskelesi olan Akçakoca birçok hâne, dükkan, mağaza, kahvehane vs.yi içermekte olup, kasaba ile çarşı birbirinden ayn iki yerdedir.244
Akçakoca kent merkezinde 264, kırsal alanında ise 288 adet meslek tespit edilmiştir. Bunların çoğu Akçakoca sınırlarında icra edilmiştir. Bir kısım halk ise İstanbul'a gidip muhtelif meslekler icra etmiştir.

Kentsel ve kırsal alanda icra edilen mesleklerden ortalama 557838 kuruş hasıla elde edilmiştir. Bunun 255424 kuruşu (% 45,8) kent merkezine, 302414 kuruşu (% 54,2) ise kırsal alana aittir.
Kentsel mekanda mesleki gelir Yukarı Mahalle ve Kabakçılar Mahallesi'nde en yüksek, Koçköy ve Hacı Yusuflar Mahallesi'nde ise en düşük durumdadır. Kırsal alanda ise mesleki gelir Arabacılar'da en yüksek durumdadır. Akkaya dışındaki diğer köyler aşağı yukarı birbirine yakın oranlarda seyretmiştir.

Dokuma ve Deri Iş Kolu
Kent merkezinde dokumacılık ve deri alanında meslek eden 15 hâne tespit edilmiştir. Bu mesleği icra edenler Dokuma ve deri iş kolunda ağırlık dokuma alanındadır. Nitekim kent merkezinde dericilik alanında sadece 2 hâne tespit edilmiştir. Kabakçılar'da bir yemenici, Yukan Mahalle'de ise bir adet saraç (koşum ve eyer takımları yapan veya satan kişi) tespit edilmiştir.

Kırsal alanda dokuma alanında meslek icra eden bir aile tespit edilmiştir. Bu aile Fakıllı'dan Köse Ahmed oğlu sülalesine mensup Halil bin Ahmed' tir. Halil'in yıllık 1120 kuruşluk kazancının 1100 kuruşu terzilikten gelmektedir. Bu kişinin bir diğer özelliği ise mesleğini İstanbul'da yapmasıdır.

Gıda İş Kolu
Kent merkezinde gıda alanında meslek icra eden 10 hâne, kırsal alanda ise 18 hâne tespit edilmiştir. Gıda işi alanında ağırlık olarak attar ve bakkalların uhdesindedir. Nitekim kent merkezinde 3'er adet bakkal ve attar tespit edilmiştir.

Gıda iş kolu ile uğraşan kişilerin bu kadar az olması, in-sanların gıda maddelerini çoğunlukla kendilerinin üretmesi ile ilgili olabilir. Mesela Akçakoca'nın merkez ve kırsalında toplam 1 değirmenci, 1 kasap tespit edilmesi bunun somut göstergesidir. Ekmekçi adedi bu kadar az olduğuna göre olasılıkla insanlar unluk buğday veya arpalarım değirmende çektirdikten sonra ihtiyaç duydukları ekmekleri konutlarında pişiriyor olmalıdır.

Kırsal alanda gıda alanında 18 adet meslek tespit edilmiş olup, bunların çoğu çiftçilik ile uğraşmaktadır. Dadalı'da tespit edilen 8 çiftçinin 2si aynı zamanda kereste nakliyeciliği, l'i de baltacılık ve kereste nakliyeciliği ile uğraşmaktadır.
 

Tablo 94: Kent Merkezinde Gıda İş Kolu (Meslek Çeşidi / Adet)

Gıda Sektörü Adet Temettuatı Yerleşim Yeri
Attar/Aktar 1 1150 Aşağı Mahalle
Değirmenci 1 800 Aşağı Mahalle
Şirinci 1 400 Kabakçılar Mahallesi
Attar / Aktar 1 900 Yukarı Mahalle
Bakkal 3 2320 Yukarı Mahalle
Çiftci 1 700 Yukarı Mahalle
Kasap 1 950 Koçköy
 
Attar 1 1500 Kabaklı Köyü
Toplam 10 8720  

 

2. Deniz Yolu Ticareti veya Gemicilik Mesleği

2.1. Kayık Türleri ve Kullanım Alanları

Akçakoca halkının uzun asırlar boyunca başlıca geçim kaynağı gemicilik sektörü olmuştur. Bahardan güz ortasına kadar, çalışabilen her erkek, yelkenli gemilerde Karadeniz'in hırçın dalgaları arasında dolaşıp/ ailesinin geçimini sağlamıştır. Bununla beraber sık sık fırtınada bir geminin battığı, beş on Akçakocalı'nın denizde boğulduğu ve bölge halkının mateme büründüğü de duyulur olmuştur. Öyle ki her erkek için denizde can vermek mukadderdir. Bazen bir ailenin bütün erkeklerinin aynı gemide çalışmaları nedeniyle hep birlikte azgın dalgalar arasında boğuldukları dahi olmuştur. Bu nedenle Akçakoca halkı arasında "Akçakoca'da erkek mezarı yoktur' sözü yaygın hale gelmiştir.274


Anadolu kıyılarındaki liman kenti sayısı oldukça azdır. Liman işlevi üstlenmiş orta büyüklükte (1000 ve daha çok vergi mükellefi) olan yalnızca iki kent vardır: Trabzon ve Sinop. 
Akçakoca ise çevresinde bulunan Karasu ve Leb-i Sakarya (Sakarya Ağzı) limanları gibi küçük bir liman kentidir. Nitekim 16. yüzyılda Akçakoca, Karasu ve Sakarya Ağzı'ndan elde edilen gümrük vergilerinin toplamı tek başma Ereğli (Bendereğli) Limanı'ndan elde edilen gümrük resminin ancak yarısı kadar olmuştur.275

Akçakoca, İç Anadolu'nun özellikle de çevre kentlerin İstanbul'a açılan kapısı durumundadır. Mesela 12 Za 1304 (2 Ağustos 1887) tarihli bir vesikada kuraklığa düçar olan Kangırı (Çankırı) Sancağı'na tüccar tarafmdan getirilen malın İnebolu, Ereğli, Bartm ve Akçakoca Limanları hattı ile gönderildiği anlaşılmaktadır. 276 Bolu'dan elde edilen buğday da Akçakoca iskelesi vasıtasıyla İstanbul'a gönderilmektedir.277

Anadolu ve Rumeli sahillerinde bulunan gemi inşa tezgahlarında (Akçaşehir, Kidros, Ünye, Misivri, Çingene İskelesi, Midilli vs.) pek çok gemi inşa edilmiştir. Bu iskelelerden Akçakoca iskelesi sadece muhtelif malların sevkiyatı bakımından değil gemi yapımı bakımından da dikkate değer bir konuma sahiptir. Nitekim 1794 senesi sonlarmda 8 şalope (çalope), 1824'te Akçaşehir'de 29 metre uzunluğunda bir korvet, 1828'de 38,5 metre uzunluğunda bir adet firkateyn,2781247/1831-1832 senesinde bir adet firkateyn yapıldığı tespit edilmiştir. 

Bunlara ek olarak 19. yüzyıl ortalarında Akçakoca Iskelesi'nde kullanılan belli başlı kayık türleri şunlardır: Kayık, mandıralı kayık, elemine kayık, kereste maana (mağana veya mavna), hatab maana ve filukadır.
Tespit edilen kayık türleri, adı geçen kayıkların yolcu ve yük taşımacılığında kullanıldığım göstermektedir. Hatab (odun) ve kereste taşımacılığı için ihtisaslaşmış kayıklar kullanılmıştır.

2.3. Gemiciler ve Yıllık Kazançları
Diğer esnaf gruplarında olduğu gibi kayıkçı esnafı- nın da kendi arasında belli bir hiyerarşik düzeni var- dır.Düzenin halkaları sırasıyla, başkethüda, iskele kethüdaları, kethüda vekilleri, bölükbaşılar, usta ya da ihtiyarlar, sıradan kayıkçılar ve şâkirdlerdir. Kayıkçıların pek çoğu diğer meslek gruplarına göre askerî olarak kabul edilmişlerdir. Ancak Akçakoca'ya ait kayıtlar Akçakoca kayıkçı esnafından vergi alındığını göstermektedir. Bununla beraber bu vergilerin kayıkçı esnafının kayıkçılık dışındaki gelirlerinden de olması olasılığı akıldan uzak tutulmamalıdır.
Akçakoca kent merkezinde tespit edilen gemici esnafı, tüm esnaf grupları arasında en fazla sayıda ve en dikkat çekici grubu oluşturmaktadır.

Nitekim Akçakoca kent ve kırsalında gemicilikten geçimini sağlayan 181 kişi tespit edilmiştir. Bunların toplam 201318,5 kuruşluk serveti söz konusudur. Bu rakamın 134723,5 kuruşu (% 66,9) kent merkezine geri kalanı (% 33,1) ise kırsal alana aittir. Kabaklı'da tespit edilen gemicilerden İmin temettuatı bulunmamakta, 1'inin ise temettuatı kerestecilikten gelmektedir. Kent merkezinde tespit edilen gemicilerden altısı gemici resi, ikisi kalafatçı, ikisi filukacı, biri karagözcü ve biri elemineci olarak tanımlanmıştır.

Kırsal alanda tespit edilen gemicilerden ikisi gemici reisi, biri mavnacı olarak tanımlanmıştır. Arabacılar'da tespit edilen kişilerden birisi 3 seneden mütecaviz firaren Der- aliyyede bulunmakta olup, orada mavnacılık yapmaktadır. Köyüne geri dönmemiştir. Karkın'da tespit edilen gemicilerden birisi gemicilikle beraber aynı zamanda hatab ve kereste nakliyeciliği, Tahirli'de tespit edilen gemicilerden birisi de gemicilik yanında kereste nakliyeciliği ile uğraşmaktadır.

Görüldüğü gibi gemicilik sektörü ağırlık olarak kentlilerin uhdesinde bulunmaktadır.

 

3. Kereste ve Odun Sektörü

3.1. İstanbul'un Kereste ve Odun ihtiyacının Karşılanması
Bolu, Düzce ve Akçakoca Karadeniz Bölgesi'nin geniş ormanlara sahip bölümünde yer almaktadır. İstanbul'daki halkın odun ihtiyacı büyük oranda buralardan temin edilmiştir. Bu nedenle baltacılar kesim zamanlarında dağlara çıkarak çok sayıda odun kesip İstanbul'a göndermişlerdir.

1825 Şubatı başlarmda yazılan bir hükümde, dağlarda kesilen kerestelerin, Karadeniz'in Anadolu kıyılarında bulunan Sakarya, May da, Karasu, Ufuköze, Ezkara, Düşenbe, Karaburun, Alaplı, Bendereğli (Karadeniz Ereğlisi), Küçükağız, Gekbuze (Gebze), Filyos, Bartın ve Akçakoca iskelelerine zamanında getirilip İstanbul'a nakledilmesinin yinelenmesi, Akçakoca'nın İstanbul'un hem kereste ve odun hammaddesi kaynağı olduğunu göstermesi hem de deniz ulaşımındaki işlevini göstermesi açısından oldukça önemlidir.289

3.2. Kerestenin Gemi Sektöründeki Yeri
Kerestenin gemi yapımındaki payı yadsmamaz. Nitekim Akçakoca'ya ait kayıtlar da bu görüşü destekler niteliktedir. Daha önceki bölümlerde görüldüğü üzere, Akçakoca'da birçok kişi gemicilik sektörü yanında kereste ve odunculuk işi ile de meşgul olmuş, hatta gemicilik sektörünün vazgeçilmez kereste hammaddesi olan kestane ağacı yetiştiriciliği kırsal ve kentsel mekanda birçok hâne tarafmdan düzenli olarak yetiştirilmiş ve devlet bunlardan yıllık vergiler tahsil etmiştir. 

1836-1840 yılları arasını kapsayan Bolu kadı sicilinde geçen bir vesikada^ Osmanlı Devleti'nde Tersâne-i Âmi- re'de inşa edilen gemilerin yapımı için gerekli olan kerestenin önemli kaynakları arasında Bolu'nun kaza ve nahiyeleri gösterilmiştir. Buna göre Bolu 500 kıt'a, Mudurnu 640 kıt'a, Dodurga 110 kıt'a, Pavli 189 kıt'a, Kıbrıs(çık) 189 kıt'a, Dörtdîvân 160 kıt'a, Gerede 400 kıt'a, Çağa 104 kıt'a, Üskübı(ü) 152 kıt'a, Akçakoca 104 kıt'a, Düzce 147 kıt'a, Alaplı kazası 191 kıt'a, Yılanlıca 35 kıt'a, Sazak 96 kıt'a ve Gökçesu Nahiyesi ise 68 kıt'a Tersâne-i Âmire'ye kereste desteği verecektir.290


Kerestenin Gemi Sektöründe Kullanımı

Akçakoca'da gemicilik sektörü kentsel alanda ağırlık kazanmışken, kereste ve odun sektörü kırsal alanda favori olmuştur. Nitekim Akçakoca kent ve kırsalında kereste ve odun sektöründen geçimini sağlayan 223 kişi tespit edilmiştir. Bunların toplam 269139 kuruşluk serveti söz konusudur. Bu rakamın 66165 kuruşu (% 24,6) kent merkezine, geri kalanı (% 75,4) ise kırsal alana aittir.

18. yüzyıl başlarında, 1718'de, Akçakoca nüfusu ortalama 1232 kişiden meydana gelirken, 19. yüzyıl ortalarında, 1844'te, yüzde yüzden fazla artış kaydederek ortalama 2970 kişiye yükselmiştir. Nitekim kaza merkezi ortalama 1500, kırsal alan ise 1470 kişiden meydana gelmektedir. Nüfus 19. yüzyıl sonlarında, 1898'de, ise 5318 kişiye, 1324/1906-1907 yıllarında ise 10300 kişiye ulaşmıştır.l 906/1907'deki nüfusun 6400'ü kadimden beri bölgede yerleşik bir durumda bulunan Müslüman Türk, 1200'ü Laz, 800'ü Gürcü, 600'ü Âbâza, 200'ü Çerkeş, 1100'ü ise Trabzon muhâciri'dir. Nüfusun 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında olağanüstü artış kaydetmesinin nedeni bölgeye özellikle Kafkasya bölgesinden yapılan göçlerle ilgilidir. Nitekim Akçakoca'da bulunan Armutlu (Hemşin), Çiçek Pınarı (Şipir), Melen Ağzı, Davut Ağa (Acı Elma), Dilaver, Esma Hanım, Doğancılar, Döngelli, Edilli, Fakıllı, Göktepe, Haşan Çavuş (Çerkez Köy), Kalkın (Topuz), Karatavuk, Kirazlı, Kurugöl, Kurukavak, Tahirli, Tepeköy, Uğurlu (Meze), Yenice ve Yeşilköy adlı köyler 19. yüzyılda Kafkasya'dan gelen Çerkez ve Gürcü göçmenler ile Karadeniz'in Artvin, Hopa, Ardeşen, Ordu, Giresun, Hemşin gibi muhtelif vilayetlerinden göç eden insanlar tarafından kurulmuştur.

Akçakoca'nın ekonomik durumu tarımsal, sınâi ve ticar faaliyetler olarak üç ana kısımda incelenebilir. Kentin bir liman kenti olması kır ve kent alanlarının birlikte gelişmesinde etkili olmuştur. Bununla beraber hububat tarımı ve hayvancılık gibi! tarımsal faaliyetler genelde kırsal alanda daha fazla gelişme, kaydetmiştir. Kent merkezinde ise hububat tarımından ziyade bahçe ve kestane korularından en yüksek verim sağlanmıştır.

Hâne başına kent merkezinde ortalama 1,1 dönüm ekili toprak düşmesine karşın, bu oran kırsal kesimde 2,9 dönüme tekâbül etmektedir.

Akçakoca'da sadece küçük ve aile içi tüketime yönelik tarım işletmeleri tespit edilmiştir. Kentin hem kırsal alanında hem de kent merkezinde mesleksel faaliyetlerin yoğun olduğu dikkate alındığında, zirâî faaliyetlerin kent ve kır sakinleri tarafından part-time yapıldığı düşüncesi uyanmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin hâne içi tüketime yönelik olması tarımda ücretli işgücü çalıştırmayı sınırlamış olmalıdır. Bununla beraber tarım, hayvancılık ve diğer gelir kaynaklarının toplam hâsıla içerisindeki payı oldukça düşük seyretmiştir. Nitekim mesleki gelirin toplam gelir içerisindeki oranı kent merkezinde % 92 iken kırsal kesimde % 87'dir.

Ticari faaliyetler ve atölye üretimi kırı kentin bir parçası haline getirmiştir. Özellikle kereste ve odun ticareti ile deniz yolu işletmeciliğinin kır ve kent bağlamındaki yaygınlığı, ticari işletmelerin kır ve kent düzeyinde tarımsal faaliyetlerin yerine geçtiğini göstermesi açısından önemlidir.
Her esnaf grubu ayrı bir öneme sahip olmakla beraber bir kıyı ve orman kenti olan Akçakoca'da kayıkçı esnafı ile; oduncu ve keresteci esnafının ayrı bir önemi bulunmaktadır.

Kayıkçı esnafı sadece günübirlik faaliyetlerin yürütülmesinde değil aynı zamanda zaman zaman odun ve kereste nakli, asker nakli gibi muhtelif mal ve insan nakillerinde de önemli fonksiyonlar üstlenmiştir. Akçakoca kır ve kent merkezinde denizcilik ile uğraşan toplam 181 adet ailenin tespit edilmesi gemici esnafının XIX. Yüzyıl ortalarında önemini koruduğunu göstermesi açısından önemlidir. Akçakoca nüfusunun önemli bir kısmının gemicilikle uğraşması bölgede karayolu taşımacılığından ziyade deniz yolu taşımacılığının da egemen olduğunu göstermesi açısından dikkate değer bir husustur.

Gemicilik sektörü genelde kentsel alanda ağırlık kazanmışken, kereste ve odun sektörü kırsal alanda gelişme % göstermiştir. Nitekim Akçakoca kent ve kırsalında kerestecilik ve odunculuk sektöründen geçimini sağlayan 223 kişi tespit edilmiştir. Akçakoca'nın Bolu, Düzce ve diğer çevre kazalar ile beraber başkent İstanbul'un odun ve kereste ihtiyacını karşıladığı ve Akçakoca'da aşağı yukarı her hâ- nenin gemicilik sektörünün önemli hammaddesi olan kestane ağacı yetiştiriciliği yaptığı dikkate alınırsa, Akçakoca'nın odun ve kereste sektörü açısından önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Hacı Yusuflar ve Yukarı Mahalle'den elde edilen tarımsal gelir kentin en yüksek oranlarına sahip olmasına rağmen, bu mahallelerdeki öşür oranlarının belirtilmemesi bu bölgelerde öşrün düzenli ödenmediğini hatta yolsuzluk yapıldığını akla getirmektedir.

Vergi tespiti yapıldığı zaman büyükbaş hayvanların bir kısmının geliri olmadığı için bu hayvanlara gelir kaydedilmemiştir. Ancak hasılanın hangi yıl alınacağı tutanak haline
dönüştürülmüştür. Böylelikle devlet tarafından gelecek yıllarda vergi kaybının olmaması hedeflenmiş olmalıdır.

Tarımsal arazilerin "icar" yolu ile işletimi kır-kent bağlamında düşünüldüğünde kırsal alanda daha yüksek seyrettiği görülecektir. 1844 yılında kent merkezinde "kira" yolu ile işletme tarzı ancak %3'lerde seyrederken bu oran kırsal alanda % 12'lere yükselmiştir. Kolektif işletme tarzı ise 1844 yılında hem kent merkezinde hem de kırda % 3 civarında seyretmiştir. Ancak kent merkezindeki 1845 yılı olası "kolektif işletme" tarzı % 10 civarına yükselmiştir. Bunun nedenini kanımızca kırdaki sosyal ilişkilerin kente göre daha sıcak olduğu bağlamında aramak gerekir. Bununla beraber halkın bahçe ve kestane korularına sahiplik durumu incelendiğinde "icar ve kolektif" işletme tarzından bahsetmek neredeyse yok düzeydedir.

Bazı kişilerin kent merkezinde yaşamasına karşın kırda tarımsal araziye sahip olması, kentlilerin besin ihtiyacını karşıladıkları yöntemlerden biri haline gelmiştir.
Kent merkezinde 1 dönüm bahçe için 40 kuruş yıllık gelir kaydedilmiştir. Buna karşın kırsal alandaki bahçelerden dönüm başına yıllık 20, 30 ve 40 kuruş gibi birbirinden farklı hasıla miktarları elde edilmiştir. Bu bağlamda kent merkezindeki bahçelerin 1844 yılı hâsılatı 6800 kuruş iken, daha fazla alanı kapsayan kırsal alandaki bahçelerden 5548 kuruş hasıla elde edilmiştir. Akçakoca kırsalında daha fazla bahçe bulunmasına rağmen daha az gelir elde edilmesi kırsal alandaki bahçelerin konumları ile ilgilidir.

Kestane korularına ve sebze-meyve bahçelerine 1844 yılı hasılası kaydedilmesine rağmen 1845 yılı olası hasılalar kaydedilmemiştir. Bunun nedenini anlamakta zorlanıyoruz.. Çünkü devlet vergi kaybını engellemek için sadece tarımsal nitelikli arazilerde değil hasılası olabilecek hayvanlara bile "hasıla elde edilecek yılı" kaydetme ihtiyacı hissetmiş vö kayıt tutmuştur.

Akçakoca kırsal alanını aynı dönem, Bilecik, Göynük ve Bursa kırsal alanı ile hububat verimlilik düzeyi bakımından karşılaştırdığımızda, Bilecik birinci sırada yer almakta, Göynük ve Bursa birbirine yakın bir oran sergilemekte, Akçakoca ise dört kentin en düşük verimlilik düzeyi durumunda bulunmaktadır.

Akçakoca'da büyükbaş hayvancılık yapılmasına karşın, küçükbaş hayvancılığın yapıldığına ilişkin herhangi bir bulgu tespit edilememiştir. Halbuki Akçakoca'nın engebeli araziye sahip olması, engebeli araziye dayanıklı, beslenmesi kolay ve çabuk üreyen bir hayvan olan keçinin yetiştirilmesine uygun gözükmektedir.

Büyükbaş hayvancılık olarak ağırlık olarak süt sığırcılığının yapıldığı tespit edilmiştir. Bununla beraber tespit edilen 21 kıt'a mandıranın 20 kıt'asının kentlilerin elinde bulunması süt ve süt mâmulleri üretiminin dolayısıyla süt sığırcılığının ağırlık olarak kentlilerin elinde bulunduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Kent merkezi genelinde % 0,1 öşür, % 99,9 vergüy-i Mahsûsa toplanmışken, tarımın kırsal alandaki ağırlığının bir neticesi olarak kırsal alanda % 97,9 vergüy-i Mahsûsa, % 2,1 oranında öşür toplanmıştır.

Akçakoca'ya ait tespit edilen şahsiyet ve Hurûfat kayıtları ile vakfiyelerde vakıf silsilesinin genelde evlat merkezli olması, hem kent merkezi hem de Akçakoca kırsalında bulunan vakıfların ağırlık olarak zürrî vakıflar olduğunu düşündürmektedir. İncelenen vakıflarda, tevliyet görevi, genelde ilkönce vâkıfların kendi uhdesinde, daha sonra ise vâkıfın çocuklarından "ehil olana" geçmiştir. Bazı tevliyet görevleri ise yabancı kişilere tevcih edilmiştir.