Akçakoca zengin bir folklora sahiptir. Yerlisi, Doğu Karadenizlisi, Lazı, Abazası, Gürcüsü, Çerkezi, Hemşinlisi, Doğu Anadolulusu bir arada bu kültürü devamlı zenginleştirmiş ve birbirini etkilemiştir. Ne yazık ki bu zengin folklor hâzinesi bugüne kadar hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş ve bilim dünyasına sunulmamıştır. Bu bölüm, Akçakoca için ilk kez hazırlanmıştır, ilk olduğu için pek çok eksiği vardır. Zaman içinde başka araştırma- ı darın katkısı ile Akçakoca Folkloru gün ışığına çıkacaktır. Bu araştırmanın ağırlığı yerli köylerine aittir. Buna ek olarak Abaza, Laz ve hemşinli ailelerin folklörüne de yer verilmiştir. Bu verilerin toplanmasında pek çok kişinin katkısı olmuştur. Yerli köyleri folklorunun incelenmesinde özellikle Emekli Öğretmen Mehmet Özdemir'den büyük ölçüde yararlanılmıştır.

 

YERLİ KÖYLERİNDE ÖRF VE ADETLER

 

Kız ve Erkeğin Tanışması
Akçakoca'da mısır bitkisinin fazla ekildiği, fındığı kozalarından ayırma makinelerinin daha ortaya çıkmadığı dönemlerde mısır soyma, fındık ayıklama imeceleri yapılırdı. Bu imecelere kız ve erkekler bir arada katılırlardı. Mısır çapalama, fındık toplama işleri de imece şeklinde yapılırdı. Akçakocalı kız ve erkek gençler birbirlerini bu imecelerde, kasabaya inme sırasında, dereye suya giderken, nişan, düğün gibi eğlencelerde tanırdı.

 

Kız ve erkeğin ortaklaşa güvendikleri bir kadını aracı olarak kabul eder ve sevgi nişanelerini birbirlerine bu aracılar ile gönderildi. Bu günde buna benzer olaylara şahit olunmaktadır. Çoğu kez kız erke¬ğe, kendi işlediği bir mendili, oğlanda kıza gülyağı, şeker, lokum, küpe, yüzük gibi hediyeler de gönderirdi.

 

Sevdalılık Günleri
Akçakoca gençleri arasında sevdalılık günleri çok önemliydi. Sevenlerin arkadaşları vardır. Bu arkadaşlar erkek ise, hep seven erkeğin etrafındadır, arkadaşları için pervane olurlar, hep beraber gezerler. Başkaları seven erkekmiş izlenimi yaratırlar.

 

Örneğin;
Sevdiği kız salıncağa binerse, önce aşık olan silahını boşaltır. Bunun anlamı: Bu "Seni başkası severse, onu öldürürüm" anlamına bir mesajdır. Ardından aşığın arkadaşları silahlarını boşaltırlar. Bunun da anlamı: "Bir arkadaşımızın arkasındayız" demektir.

 

Durum herkes tarafından anlaşılır, kimse kimsenin sahasına giremez. Erkek evlenme arzusunu, ailesindeki kadınlara açar. Zaman içinde gelişen olaylar oğlanın anası tarafından babasına iletilir. Günler ve gecelerce ne olup olmayacağı, aileler arasında düşünülüp tartışılır. Sonunda kız tarafının kıramayacağı bir elçi bulunur. Elçi baba ve annenin ağzını arar. Olumlu yanıt alınca kızı istemek için girişimlerde bulunur.

 

Toplum kız isteme konusunda çok duyarlıdır. İstenilen bir kizir verilmemesi ya da söz kesiminden sonra dönülmesi erkek tarafından hakaret kabul edilir. Bu tür olaylar genellikle kan davası gibi olaylarla sonuçlanır.

 

Köyden kasabaya gelin gitmesi aile için gurur kaynağı olurdu Bölgede akraba evliliği çok azdır.

 

Sıra Gözetme
Bölgede kızlar arasında sıra gözetme geleneği vardır. Büyük kız varken, küçük kız evlenmesi ayıplandığı gibi baba buna kesinlikle karşı çıkılır. Ablası bekar olan, evlenme cağındaki erkek bu kuralı bre yok gibidir. (Bu gelenek Lazlarda daha çoktur.) Son zamanlarda herkes hakkını yavaş yavaş alma yolunu tutmaya başladı.

 

Başlık Parası
Akçakoca ve köylerinde başlık parası vermek hemen hemen yok gibidir. Yalnız fakir ailelerde kızına çeyiz yapabilmek için bir miktar para ödenir. Başlık parası verme Laz ve Gürcü ailelerde, Rizeli toplumlarda daha az uygulanır. Abazalarda başlık parası alınmaktadır.

 

Kız Kaçırma Olayları
Abazalarda düğün çok masraflı olduğu için, özellikle birbirini seven çiftler kaçarlar. Bu danışıklı döğüştür. Kız kaçırılmadan önce nüfus cüzdanı kaçırılır. Kızın yaşı on sekizden küçük ise kız kaçırılınca erkeğin akrabalarından birinin evinde saklanır. Daha sonra aileler arasında anlaşmaya gidilir. Kaçırılan kızın yanında kıza yakınlığı ile bilinen kızın arkadaşı ile kaçırılır. Bu kıza tasavize denir. Kız emin bir ailenin yanına misafir edilir. Düğün yapılıncaya kadar kız o evde kalır. O evde her akşam eğlence yapılır. Bunun adına taşamhara denir. Kız-erkek anlaşarak kaçmışlarsa iki tarafın aileleri bir müddet bir- 3 Heriyle görüşmez. Daha sonra aracılar yardımıyla taraflar barıştırır.

 

Ancak yıllar süren küskünlükler söz konusudur. Kız kaçırmada kızın rızası yoksa olay kan davasına kadar gidebilir.

Kız İsteme Geleneği
On hazırlıklar tamam olunca kız babasının sevdiği birisi, erkek ta- ıfi ile birlikte kız istemeye gider. Erkek tarafından ağzı laf yapan biri sözü açar.
Biz Allah'ın emri, Peygamberin kavli ile kızınız ..............................'yi oğlumuz....................'ya istemeğe geldik" der. Baba da; "Allah yazdıysa
Amma bir düşünelim. Soracak adamlarımız var onlara soralım" der.

 

 Bu biraz naz etmek ve kendi akrabalarına paye çıkarmak için söylenmiş bir sözdür. Bir müddet biçilir. Bu arada istiyorlarsa, el altından erkek tarafını cesaretlendirecek haberler iletilir.

 

Bu dönemde, kız ile erkek karşılaştıklarında kaş göz işaretleri ile birlerine cesaret verirler. Kız belli bir süre sonra istenir.

Söz Kesme ve Nisan Olayı
Yerli halk arasında beşik kertmesi kesinlikle yoktur. Göçmen köylerinde beşik kertmesine rastlandığı söylenmekte ise de, tespit edemedim.
Kız istemede erkek tarafından hediye olarak getirilen "kutu şekeri" ertesi gün iade edilmez açılırsa, kızın erkeğe verildiğine işarettir.
Taraflar tarafından söz kesiminden sonra; oğlan tarafından akrabaları, kızın evine yüzük, kutu şekeri ile elbiseler, çorap ve terlik alıp giderler. Nişanda yüzükler takılır. Bazı köylerde nişanda erkeğin bulunmadığı, akrabası tarafından kızın parmağına yüzük takıldığı söylenmekte ise yerli köylerde böyle bir gelenek bulunmamaktadır."

 

Bir süre sonra kız tarafı, yüzük, bir kat çamaşır, kaynanaya elbise alıp oğlan evine getirirler.

Çeyiz Geleneği
Çeyiz olarak sandık, yatak, yorgan, yelek, şalvar, bakırdan mutfak eşyası, elde dokunmuş yer hasırı, hasır seccade, ottan duvar yastığı, kanaviçe işler ve örtüler vardır. Çeyizin miktarı ailenin mali durumu ile ilgilidir. Yerli halkta çeyiz eşyası, Doğu Karadeniz kökenli aileler¬de olduğu kadar fazla olmakla beraber, kızlar mirasta erkek kadar hakka sahiptir.

Kına Gecesi
Düğün geleneğinin ilk kademesi kına gecesidir.Kına gecesi Çarşamba günü yapılır. Kına gecesi için erkek tarafı beraberlerinde taraf¬tarları ile birlikte yanlarına kına alıp, gelin evine gidilir. Dört kız çarşaf veya büyük bir yazmanın altına gelini alırlar. Bir kız gelinin eline tabaktan kına yakar. Elleri temiz beyaz bezlerle yumrukları bağlanır. Bir taraftan da maniler söylenir. Hem gelin ağlar, hem etrafındakiler. Bu manilerden tespit edebildiklerimizden bazıları şunlardır.

 

Gelin kınan mutlu olsun, 
Evliliğin tatlı olsun, 
Damat bey, beyin olsun, 
Gelin kınan kutlu olsun.

Aşa köyde çakal yok, 
Yukarı köyde, bakkal yok, 
Güvey bey de sakal yok, 
Gelin kınan kutlu olsun.

Kaynananla dalaşma,
Sağda solda dolaşma,
Kimse ile dalaşma,
Gelin kınan kutlu olsun.

Kayınların, kardeş olsun, 
Kaynanan, anan olsun. 
Kayın peder baban olsun, 
Gelin kınan kutlu olsun.

Hiçbir işten kaçmayasın, 
Kimseye derdini açmayasın, 
Etrafı döküp saçmayasın, 
Gelin kınan kutlu olsun.

Evinden gidiyorsun,
Bize veda ediyorsun,
Yeni yuva kuruyorsun,
Gelin kınan kutlu olsun.

Bütün kuşlar yuva yapar, 
Yuvayı dişi kuş yapar, 
Akılsızı atmaca kapar,
Gelin yuvan kutlu olsun.

Gelin kınan kutlu olsun, 
Evliliğin mutlu olsun,
Gittiğin o evinde, 
Geçmişinde tatlı olsun.


Gül gibi kardeşlerin.
Dertleri içine at,
Ağlama saat saat,
Herkesle iyi geçin, 

Gönlün olsun hep rahat.
Yüzün hep güleç olsun, 
Kayınlar, kardeş olsun, 
Onlarda hep bizi gör,

Hak, sana yoldaş olsun.
Komşularını incitme, 
Kimseye hiç dik gitme, 
Herkesle iyi geçin, 

Gerisini merak etme.
Kınanı yakam eline, 
Emine vah ah emine, 
Geldin gelinlik çağına, 

Emine, aah ah emine,
İşte sana düğün dernek, 
Emine, aah ah emine.
Gelin kınan kutlu olsun, 

Evliliğin mutlu olsun, 
Gittiğin o evinde, 
Geçmişinde tatlı olsun.


İzzet ve ikramdan sonra erkek tarafı evlerine gelir. Damadın evin önünde büyük bir ateş yakılır. Kız tarafı tavuk istemeğe gelir. Her evden birer tavuk alınır. Ateş yanınca baklavalar getirilir. İkramlar yapılır. Kız tarafı darıltılmadan uğurlanır. Kına gecesi bayramlık elbiselerini giyen genç kızlar çiftetelli, topal oyunu, orta oyunu gibi oyunlar yaşlı bir kadın denetiminde oynanır. Mahalli lisanla şu türküler söylenir:

 


Alilen Papa, Alilen Papa,
Ne istersin, ne istersin?
Sizin evlerde bir güzel gördük, Onu isteriz.
O güzelin adını bize bildirin, Aslıdır, paslıdır. 
Geç varamaz, Eliyle, işiyle varmalıyız.

Yukarı köyün çakalı,
Aşağı köyün bakalı,
Mehmedin kaba sakalı,
A kızım kınan sana kutlu olsun, 
Gelin kınan kutlu olsun, Geldiğin yeni evde,

Geleceğin tatlı olsun.
Yukarı köyün çakalları,
Aşağı köyün bakaları,
Damat beyin sakalları,
Gelin kınan kutlu olsun.


Kına gecen hoş olsun, 
Evin bereket dolsun. 
Damat bey, eşin olsun, 
Gelin yuvan mutlu olsun.

Aşağı köyde bakal yok, 
Yukarı köyde çakal yok, 
Güveyin sakalı yok.
Gelin kınan kutlu olsun.

Köyümüzden çıkıyorsun, 
Bize veda ediyorsun,
Yeni yuva kuruyorsun, 
Gelin kınan kutlu olsun.
 

 

Düğün Günü
Düğün genellikle nişandan en az bir yıl sonra yapılır. Bindallı ve benzer gelenekler yoktur. Eskiden gelin renkli ve temiz ipekli elbise damat ise don pantolon üzerine beyaz gömlek ve işlemeli yelek gi¬derdi. Güvey fakirse beyaz elbise ödünç alınırdı.

 

Eskiden olduğu gibi gelin kayın baba ve yakın akraba arasına giderdi. Gelin evden çıkarken, kız kardeşlerden biri, yoksa akraba kızlardan biri çeyiz sandığı üzerine oturup sandık haracı isterdi. Ayrıca kapıdan çıkarken erkek kardeş, kapı haracı olarak bir miktar para talep eder.
Köylerde, genellikle bir öküz arabası süslenirdi. Üstüne halı ve kilimlerle bir örtü yayılır. Araba çan ve zillerle bezenir, köylüler şık: giysilerini giymiş, arabanın önünde, ardından, yanından yürüyerek ederlerdi. İkide birde araba durdurulur:
- Ala ala hay... diye bağırarak düğün evine varılır. Yolda devamlı halaylar çekilir. Kasap oyunu, Kastamonu zeybeği gibi oyunlar oynanır Gelin alayı, çeşitli yollardan dolaşarak damat evine varırdı.
Gelin alınmadan o köylülere veya mahalleliye pilavlık parası verilir. Gelin arabaya binmeden bolluk ve bereketli olsun diye ya damadın babası veya yakını bozuk paralar içinde şekerler, buğdaylar  serper, çocuklarda bunları birbiri üzerine yığışarak kapış kapış toplardı.

Köyden çıkıncaya kadar çeşitli yollardan dolaşarak damat evine varılır. Gelin arabadan inmez, bahşiş ister. Bir inek ya da tosun getirilir. Kulağı kesilerek işaret verilir. Kapı önünde kurulan bir masada kız tarafı tatlı, şeker, sigara, mermi gibi isteklerde bulunur. Bu istek karşılanıncaya kadar gelin bekletilir. Bu durum bazen üç dört saat kadar sürer.

 

Gelin eve girerken eğilip eşiği öper. Bolluk getirmesi düşünülerek mısır, buğday, şeker, bozuk para atılır. Akraba ve komşular başlarında birer tepsi baklava alarak erkek evine giderler. Tepsiler üst üste kümelenir. erkeklerde evin önünde yakılan ateş etrafında oynarlar. Bu oyunlar kadın kıyafetine girmiş köçekler tarafından oynanır. Eğer aile varsa dört köçek, dört davul, dört zurna ve dört keman bulunur.

 

Diğer köylerden gelenlerde kafileler halinde düğüne katılırlar. Kimileri koç, kimileri koyun getirir. Meydanda ikramlar yapılır. Yiyilip içilir. Sonunda köylüler misafirlerini evlerine götürürler.
Hoca nikahı yapılır, bu adet yaygındır. Hoca nikahı yapılırken gelinin yanında dadı veya bibi (teyze, hala) denilen kadınlar bulunur.

Gürcü köylerinde düğün gecesi, güveyin gerdeğe girmesi yasaktır.

O akşam kızın akrabası olan kızlar sabaha kadar beklerler. Düğünün ertesi günü gerdeğe girilir. Düğün genellikle üç gün devam eder. Lazlar ve  Hemşinlilerde de benzer gelenekler vardır.

 

Diğer köylerde ise hoca nikahı kıyılır. Sonunda güveyi arkadaşlarının kolunda gelinin odasını getirilir. Arkasından yumruklanarak odaya itilir. Damat odaya girer. Hazır bulunan seccadede iki rekat namaz kılıp duasını yapar ve gelinle tanışmaya gider. Damat bu arada gelini konuşturmaya çalışır. Ona hediyeler verip konuşturur. Konuşturulunca da pencereyi açıp iki el silah atar. Bundan sonra herkes dağılıp gider.Gelinle damat, gidip kayınvalidenin elini öperler. Tekrar odalarına giderler. Orada baklava yerler. Bazense baklava kesmelerinin yarısını yiyip bırakırlar. Ertesi gün bunları evlenmemiş erkek ve kızlar yer. Darısı sizin başına gibi bir gelenektir bu.

 

Ertesi gün sabah, köçekler, davetliler düğün evinin önüne gelirler oyunlar oynanır. Damat elinde bir tepsi baklava ile herkese birer kesme baklava sunar. Sonrada herkes dağılıp evine gider. Ev kadınlarla dolar. Duvak günü damat sağdıçla gider. Gelinle sabahtan ikindiye dek oyunlar oynanır, şarkılar söylenir ve derken düğün biter.

 

Duvak
Güvey gecesi sabah gelini eğlendirmek için eğlence düzenlen Gelin oynar ve etrafa para atar. Bekar kızlar gelinin duvağından teller koparırlar. Duvaktan sonra erkek ve kız evlerinde yemekli davetler yapılır.

 

Düğün Davetleri
Bütün akraba ve hısımlar gelin ile damadı davet ederler. Bunlar tanışma davetleridir. Her gidilen eve gelinin yaptığı bir el işi işleme götürülür. Onlarda onlara çeşitli hediyeler verirler.

 

Halk Müziği ve Geleneksel Oyunlar
Bölgede eskiden beri bir bağlama kültürü yaşamasına rağmen bölgeye Doğru Karadeniz'den çeşitli kültürlerin gelmesi ile kemence, tulum gibi sazlara da rastlanmaktadır. Bölgede horon çeşitlemeleri de görülür.

Doğum Olayı
Genellikle ilk çocuğun erkek olması istenir. Çocuklar genellikle beşikte büyütülür. Çocuğun adı üç gün içinde yaşlı bir erkek veya hoca tarafindan üç defa kulağına okunarak konulur. İsimden sonra ezan okunur. Komşular ve akraba loğusaya evvela geçmiş olsun der¬er sonrada hediyeler getirirler. Doğumun kırkıncı günü çocuk ve loğusa yıkanır. Buna "çocuk kırklandı" denilir.

 

Diş Çıkarma
Küçük çocukların diş çıkarmaları aile için ayrı bir sorun olur. Ailenin bireyleri yeni çıkan dişi görmeyi uğur sayarlar. Onun içinde sık sık çocuk güldürülür, ağzına bakılır. Hatta bazıları ekmek kabuğunu meylettirmek suretiyle dişin çabuk çıkmasının sağlarlar. Bazdan da salmağını rakıya batırarak çocuğun diş etlerini oğalar. Çocuk bundan çok hoşlanır.

Dişin çıktığını gören kişi mutlaka diş çıkaran çocuğa ya elbise alır ya entarilik alsınlar diye anne babasına para verir.

Sünnet Olayı
Akçakoca bölgesinde kirvelik olayına rastlanmaz. Eskiden gezgin- sünnetçilerin gelmesiyle hiçbir hazırlık yapılmaksızın çocuklar sünnet edilirdi. Günümüzde eğlenceler düzenlemektedir. Sünnetçi o zaman para almadığı için sabun, havlu gibi şeyler verilirdi.

 

Eğlenceler
Eskiden patoz makineleri yokken, fındık harmanda kurutulur, sabaları tırmıklar vurulur, sonrada altından tanesi alınırdı. Kalan fındık kabuklarından ellenmek suretiyle bulunup ayrılırdı. Köylerde işler imece halinde yapılırdı. Kabuk ayırma işi erken bitimi, arası düğün evine döner, oyunlar şarkılar, gülme, eğlence, yeme içme başlardı. Kızlar erkekleri, erkekler kızları burada seçerdi. Çalışkan mı?
Tembel mi? Dili tatlı mı? Nobran mı? Şaka kaldırır mı? Yoksa içine kapanıp arpacı kumrusu gibi düşünür mü? Yapıcı mı yıkıcı hepsi burada denenirdi. Bu eğlencelerde maniler söylenir, atmaca tabir edilen karşılıklı mani atmalan yapılırdı. Derleyebildiğimiz bazı mani örnekler şunlardır:

 

Mani söylerim mani, 
Sesimden tanı beni, 
Seslerimin üstüne gel, 
Arada bul beni. 

Urusun gemileri,
Ya ileri, ya geri,
Urus gözün kör olsun,
Ağlattın gelinleri.

Dereden geçti atlı, 
Bir elma yedim tatlı, 
İki tane yar sevdim, 
Birisi kravatlı. 

Atma, türkü atarım, 
Yüreğimi yakarım, 
Eski çarıklarımı, 
Boğazına tıkarım.

Denizde dalga birdir,
Beni söyleten dildir,
Bir sen söyle bir de ben, 
Bakalım dertli kimdir. 

Türkücü kes sesini, 
Nesefim nefesini,
En aşağı ırmağa da, 
Yıka kirli fesini.

Dere akar köpürür, 
ere neler götürür, 
Kusuruma bakmayın,
Türkü böyle götürür. 

Türkücü başı mısın, 
Cevahir taşı mısın,
Bir mektup yazdım sana, 
Cebinde taşır mısın?

Asker ettiler beni, 
Kuram çıktı yemene, 
Sol taraftan vuruldum, 
Kanım akmaz çimene. 

Türkü bilmez ne dersin, 
Ver bir bağda ot yesin, 
Ahırın bucağında,
O otları çiğnesin.

Askere gidiyorum askere, 
Mendili sere sere,
Dua eyle ey anam,
Tez alayım teskere. 

Bu manilerin bir kısmı diğer bölgelerde de söylenmekte. Akçakoca'nın karışık kültür yapışa bu manilerin bölgeselliğini gösteriyor.

 

ATMALAR 
Kız-Tabancala atilur, 
Yarim vurulmiyasun, 
Turkilarım şakadir,
Sakın darulmiyasun.

Erkek- Susada kamyonlar, 
Direk çekiyor direk,
Yar oturmuş karşuma, 
Nasıl dayansın yürek.

Kız- Basımdaki yazmanın, 
Dalı çiçek açıyar,
Bir okulda okuduk,
Şimdi benden kaçıyor.

Erkek- Türkü türkü içinde, 
Türkü söyleyen kimdir,
Bir sen söyle bir de ben, 
Bakalım dertli kimdir.

Kız- Bir elbise biçtim,
Kendim dikeceğim diye, 
Buralardan yar sevdim, 
Her gün göreceğim diye.

Erkek- Kiraz dalı eğmeli, 
Kirazını yemeli,
Akçakoca kızları varken, 
Kime boyun eğmeli.

Kız- Dereler aksa aksa, 
Karışır denizlere,
Kurban olayım yavrum,
O sevdalı gözlere.

 

Erkek- İki dünya bir olsa, 
Yarimden ayrulamam, 
Ben aşkımdan eminim, 
Sana hiç darılamam.

 

Örnek-2
Erkek-Atma atanım atma,
İyi dinle sen Fatma,
Karşuluğu isterim,
Boşa çamura yatma.

Kız-Atma ata yurumuş,
Çalım satayırumuş,
Karşuluk vereyurum,
Kim senden korkarıyumuş.

Erkek-Tarlada çalışıyorsun, İşede alışıyursun,
Elunin hamuruynan,
Banamı kanşıyursun.

Kız-Beyenmedin mi beni,
Kral sandın kendini,
Çaydan susuz geturur, 
Beğenmeduğun seni.

Erkek- Ay kız sen de olmuşun, 
Dallarına konmışun,
Beğendim sözlerini,
Sen türkücü olmuşsun.

Kız- Sağa kızarım sağa,
Sakın darılma bağa,
Bu da muhabbet olsun, Teşekkürü va sağa.

Erkek- Selam olsun sizlere, 
Sıra geldi bizlere,
Atmadan anlamayan,
Gelip çattı bizlere.

Kız- Bildim çıktım karşına, 
Geliniyorsun arşına,
Seni şöyle yenipta,
Bakacağım turşuna.

Erkek- Kız sen neler diyursun 
Kendime güveniyorsun, 
Benden özürü dile,
Yoksa zılgıdı yersun.

Kız- Çok kızdı, Ali dayı, 
Herkes bizi duyayı,
Kızarmış görünüyorum,
Türkü böyle uyayı.

Erkek- Ben sağa hiç kıyamam 
Ne desem sağa yalan,
Mesele şenlik olsun,
İşte bu makbul olan.


ÖRNEK-3
Gelin- Kaynanam 60 yaşında,
Her hünerin başında,
Hiç kızına gitmiyor,
Hergün benim başımda.


Kaynana- Oğlumu ben doğurdum,
Ter içinde boğuldum, 
Gelduk Karaburun'a,
O güzel kumsaluna, 
Turistle bayıliyur, 
Güzelim plajına.

Kimi midye çıkarır. 
Kimi kumlarda yatur,
O piknik sofrasüna,
Her kesin gözü kalır.

Kaynana- Eli bıçaklı gelin, 
Beli saçaklı gelin,
Kaynanan sana ne yaptı? 
Yanpiri bacaklı gelin.

Gelin- Oğlun beni çok sever, 
Her yerde beni över,
Akşam eve gelince, 
Kızıştırırım seni döver.

Tekrar gelin:
Sergene yoğurt koydum. 
Kaynanam yesin diye,
İçine zehir koydum,
Yesin de ölsün diye.